Yeni hastane maceramız
9 Kasım Pazartesi akşamleyin annem durup dururken şiddetli bir üşüme krizine girdi. Sonra hali kalmadı. Hızla kötüleşti. Ambulans çağırdık. Ambulans geldiğinde annem çok daha kötüydü. Hasta abimi evde yalnız bırakmak zorunda kalarak hastaneye gittik. Ambulans görevlilerinde büyük donamım eksikliği var. Meselâ kan şekeri ölçme cihazları yok. Oysa olay yerinde anında müdahale hayati önem taşır.
Hastanede çiçeği burnunda genç bir hanım doktor, “rahatsızlığı ne” diye sordu. Mevcut hastalıklarını saydım: Tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, kalp ritim bozukluğu.. ve hastaneye geliş nedenimiz olan durumundan bahsettim.
“Muhtemelen bildiği tek şeyi yapan” yani tansiyonu ölçen stajyer doktor “İki Lasix iğnesi yapılacak” diye hemşireye seslendi. Ben hemen karşı çıktım çünkü Lasix, şiddetli idrar söktürücü (diüretik) bir ilaçtır.
Yaklaşık iki yıl önce annem benzeri bir rahatsızlık geçirmişti. O zaman Lasix yüzünden başımıza gelenleri bu blogda bir yazımda anlatmıştım: » Annemin Yüksek Tansiyon Hastalığı
Doktora o acı tecrübemizi anlatırken, şimdi son haftalarda annemin fazla idrar yüzünden fazlaca sıvı kaybettiğini, bu sefer Lasix’i kaldıramayacağını da anlattım. Vazgeçti. Bir süre sonra “tansiyonu düşürmek için başka çare yok” diyerek “sadece bir” Lasix iğnesi yaptırdı. Hastanede verilen ilaçlı serum tansiyonunu daha da yükseltirmiş, onun için Lasix şartmış. Kan tahlili yapıldı. doktor kan tahlili sonuç raporuna ifadesiz bir yüzle baktı. İdrar tahlili raporu nerede dedi. Herhalde kalabalığın kargaşasından onu söylemeyi unutmuş olacak. Şimdi yaptırın dedi. Annemi yattığı sedyeden kaldırmak mümkün değilken nasıl idrar alacağım? Doktorların hiç umrunda değil. O saatlerde hastane gündüz vaktinden bile daha kalabalıktı. Her nezle olan kişi hastanenin acil servisine gelmiş.. Kasıtlı oluşturulmuş “Domuz gribi” paniğinin bu kadar dehşetli olduğunu da ayrıca görmüş oldum.
Sabaha karşı annem daha da kötüydü. Buna rağmen doktorlar hastaneye yatırmak istemedi. Üç ayrı doktora yalvardım nafile. Bizi adeta kovdular. Bu insanlık dışı olay Şişli Etfal Hastanesi’nde oluyor. Hastalık hastası milletin domuz gribi takıntılarıyla ilgilenmek o doktorculuk oynayan şarlatan gençlere hem daha kolay hem daha zevkli olsa gerek! Doktorluğu henüz bir oyun sanıyorlar.
Yüksek ateş ve lasix iğnesi etkisiyle annem terden tam anlamıyla su içinde kalmış, ayrıca şuuru tam yerinde olmadığı için altına işemiş ve devamlı su sızdırır durumda iken tek başıma annemi eve getirmek zorundaydım.
Sonra sedyeyle annemi çıkış kapısına götürdüm. Hiçbir görevli yardım etmiyor! Para beklerler tabi. Zar zor bir tekerlekli sandalye buldum onun da ayak basma ekleri kırılmış, hurda bir şey. Bir hasta yakınının yardımıyla annemi sedyeden güç bela tekerlekli sandalyeye indirdim, sürükleyerek dışarı çıkardım. Peşinden yerlere sular akıyordu.
Hey gidi devlet! Her fırsatta aldığın onca vergiler yetmiyormuş gibi garip üniversite öğrencilerinden bile yüksek “haraç” alıyorsun. Başımıza eşkıya kesildin. O vergiler nereye gidiyor? Nedir bu devlet hastanelerindeki rezalet sefalet? Cevap basit: Vergilerimiz ABD’ye ve İsrail’e gidiyor. Onların eski uçaklarını silahlarını almak için.
Gece sonu – sabaha karşı baştan aşağı terden ve idrardan sırılsıklam olmuş annemle beraber hastaneden kovulduk. Görevliler yardım etmedi. Her şeyi tek başıma yaptım. Taksi şöförü insaflı bir adammış. Arabada ne kadar gazete varsa hepsini arka koltuğa yaydı. Annemi arabaya binbir güçlükle bindirdim. Sonra eve geldik. Annemi taksiden indirmem, eve taşımam daha zor oldu. Evde üstünü değiştirdim, altına hasta bezi bağladım giydirdim yatırdım. Sonra (iki yıl önceki tecrübeme dayanarak) büyük bir bardak süt içirdim.
Ben de bitmiştim. Sabah saat 4’te başımı yastığa koyduğum gibi derin bir uykuya dalmışım. Öğleye doğru abim uyandırdı. O saate kadar uyumamış. Ama o kadar anlatmama rağmen anneme bir damla su içirmemiş! Dolayısıyla annem yine (iki yıl önceki gibi) aşırı sıvı kaybından dolayı bilincini tamamen yitirdi. Üstelik hiç ayağa kalkamaz hale gelmişti. Hemen büyük bir bardak süt içirdim. Bu defa çok zor oldu. Kaşık kaşık içirebildim. Hastaneden geldiğimizde kendisi çabucak içmişti.
Akrabalar bildikleri halde gelmedi. Akşam geldiler. Birisi “böyle olmayacak, madem hastanelerden hayır yok, özel doktor çağıralım” dedi. Ne yaparsın burası Türkiye. Paran kadar değerin var. Yaşama şansın da aynı: paran kadardır!
Doktor hastaneden verilen kan tahlili raporuna baktı. Bir enfeksiyon var, ateşi bu yüzden düşmüyor, bilincinin yerinde olmamasında bu yüksek ateşin de rolü var” dedi. Hastanedeki şarlatan genç doktorlar rapordaki enfeksiyonu anlamamışlar mı yoksa uğraşmamak için görmezden mi gelmişler bunu bilemem.
Doktor ateş düşmesi için ve enfeksiyona karşı gereken ilaçları iğne olarak yazdı.. Gittim eczaneden aldım. İğneci kişi iki ayrı ilacı karıştırıp iğne yapacakmış. İğneci için caddedeki polikliniğe danıştım. Oradaki görevli bir kadın telefonla birini çağırdı. Ermenistanlı bir kadın geldi. Türkçeyi Rus aksanıyla konuşuyor. Ermenistan’da hemşirelik üzerine eğitim görmüş. Mesleğinde çok iyi. Bize bilmediğimiz şeyler öğretti, annemin altını değiştirdi. Oysa bu onun vazifesi değildi. Sağolsun. Hastanın alt bezi hasta hiç hareket edemiyorsa nasıl değiştirilir filan gibi bilgileri ondan öğrenmiş oldum. Bize kalsa bu iş için annemi her defasında bir hayli hırpalamış olacaktık. Ayrıca anneme gösterdiği sevgiyi şefkati ben bile gösteremiyorum. Hemşire dediğin böyle sevgi – şefkat dolu olmalı. Keşke zengin olsaydık o kadını anneme özel hemşire olarak tutabilseydik.
Not: Okuduğunuz bu yazımı birkaç saat içinde aralıklarla yazdım. Şimdi saat sabahın dördü. Annemin şuuru tamamen yerine geldi. Durumu iyi görünüyor. Neler olduğunu anlatıyoruz ilgiyle dinliyor ilgiyle sorular soruyor. Sonra saati sordu, dört deyince “Birazdan sabah ezanı okunur” dedi. Sabah namazlarını hep vaktinde kılmaya alışmış annem iki gündür namaz kılamıyor.
Açıklamalar:
1- Okuduğunuz yazı hakkında sorunuzu veya yorumunuzu aşağıya yazabilirsiniz.
2- Yazılarımı RSS ile takip edebilirsiniz.
Yukardaki yazı ile ilgili ek bilgiler ve yorumlar:
Sorunuzu veya Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz.
Lütfen konuşma dilinde yazmayın zorluk çıkarmayın.LÜTFEN YAZI DİLİ KURALLARINA SAYGILI OLALIM

Geçimş olsun, ucuz atlatmışsınız.
Devleti, özeli aynı, Allah hastaneler ve doktorlara düşürmesin…
yazınızı okuyunca içim sızladı ve çok üzüldüm.sizi de takdir ettim.çok hayırlı bir evlatsınız.parası olmayan ölsün.devletimizin sosyal delvetten anladığı bu.
Kara Kitap ve Pınar;
İlginiz için çok teşekkür ederim. Şimdi sabah, saat 09:18.. Biraz önce iğne yapmak için poliklinik hemşiresi geldi iğne yaptı. Annemi sağlıklı görünce o bile şaşırdı. Şimdi henüz ayağa kalkmadı ama eskisinden bile sağlıklı görünüyor.
Sanıyorum sizin bloglarınız vardır keşke url kısmına linklerinizi yazsaydınız.
Büyük geçmiş olsun, acil şifalar diliyorum.. yazınızı bende üzülerek okudum, gerçekler çok acı en acısı da malesef burası Tr diyerek geçiştirmek zorunda kalıyor olmamız! Ayrıca Rabbim emeklerinizin karsılığını kat kat mükafatlandırsın herşey gönlünüze göre olsun insallah.. çok taktir ettim, inşallah bizim evladımızda böyle hayırlı bir evlat olur.Masallah..
Teşekkür ederim. Annemin benim en hafif hastalığımda bile gösterdiği büyük ilginin şefkatin bakımın binde birini bile yapamıyorum. Elimden geldiğince yapmaya çalışıyorum tabi ama her şey farklı. Annelerin hakkı hiçbir şekilde ödenmez.
ayyy çok üzüldüm,hem anneciğin hem de senin için ayrı ayrı üzüldüm.Allah şifa versin ve yardım etsin kardeşciğim.
Senin gibi fedakar ve iyi yürekli evlat herkese nasipetsin
Âmin. inşallah daha iyi olacak. şimdi zihni tamamen açıldı. tuvalet için kalkıp yürüyebiliyor da.
O özel doktoru Allah vesile etti yani demek daha yaşayacak ömrü varmış.
çok sevindim.daha iyi olur inşaallah
Geçmiş olsun.
Bulgaristan’da hemşirelik için okumuş bir akrabam var, buradakilerin iğne yapışlarını bile anlamadığını söylüyor. Buradakilerin hiç duymadığından emin olduğum birşeyler yapılması gerektiğini söylüyor falan, buizimkiler yapmıyormuş.
Devlet hastanelerimizin rezaletini yıllardır yakından görüyorum. Hemşirelerinin çoğunun şirret kadınlar olduğunu, hatta fahişelerden bile acımasız yaratıklar olduğunu bilmeyen yok (Burada galiba fahişelere hakaret ettim). istinasız her hastaneye işimiz düştüğümüzde kesinlikle insanlara hakaret eden bir hemşireye rastlamışımdır. Yazımda bu son hastanelik oluşumuzda bir hemşirenin bana nasıl çirkefçe bağırdığını yazmıştım sonra konu ile fazla ilgili değil diye o satırları sildim. Hemşirelere insanlık, sevgi, şefkat dersi vermekte Ermenistandan Bulgaristandan çok fazla gerideyiz. Bahsettiğin teknikleri bizimkilerin bilmemesi de normal artık.
Burada Türkiye usulü eğitim sistemi var. bizde normal olan, her şeyin kötü olması, işlerin ciddi tartışmalarla kavgalarla yürütülebilmesi inancına sahip olmamız gibi şeyler. Normlarımıza uygun olmayan şeyler ise sevgi, saygı, dürüstlük, temizlik, çalışkanlık, güven, adalet, vicdanlılık.
Çok çok geçmiş olsun üzülmemek elde değil bu memleketimizin haline. Acemi doktorlar, şirret hemşireler, allah yardımcımız olsun. Tedavi kararına itiraz etmenizi takdir ettim, o kadar çok insan var ki doktorun her dediğini sorgulamadan kuzu kuzu yapan. herkes kendinin doktoru olacak deniyor ya annenizi siz kurtarmışsınız verdiğiniz sıvılarla, sütle. Allah şifa versin. Sizin gibi evlat yetiştirebiliriz inşallah.
Teşekkür ederim. İnşallah sizin çocuklarınız çok daha hayırlı olacaktır çünkü siz her konuda çok bilinçli olarak yetiştiriyorsunuz.
Annem bugün daha iyiydi. Yemek yemek için masaya oturacak kadar iyileşti.
Allah sabır ve şifa versin.
Bu hastaneler, bu sağlık sistemi….
İnsan önce kendisi için kendine iyi bakacak, sonra bu hastanelere düşüp de çekmemek için kendine iyi bakacak.
Geçmiş olsun. Allah yardımcınız olsun.
Teşekkür ederim. Evet, kendi canımızdan feda edip ödediğimiz vergilerimizle iki kuruşluk hizmet verecekler onu da burnumuzdan fitil fitir getiriyorlar. Herkes kendisine çok ama çok iyi bakmak zorunda. Zengin değilsek, uzman doktorlara para verip özel tedavi olacak gücümüz yoksa işimiz Allaha kalmış demektir. Kendi kendimizin doktoru olacağız başka çare yok.
Gemis olsun anneniz umarim iyi olmustur.bende uzun yillardir gormedigim bir ablami kayettim:(
ani oldu gulup oynarken beyin kanamasi sonucu rahmetli oldu 1 haftadir ne yapacagimi bilemeden oylece oturuyorum.hastalik cok zor bakanda cekenede acil sifalar dilerim.
bende sizden yanit bekliyordum.demek hastaniz varmis allah saglik versinde her sey duzelir lutfen kendinizi uzmeyin turkiye oyle diyorlar parasi olana evet haklisiniz.yinede anneciginiz sansli siz varsiniz bakiliyor az once bir paylasim vardi gazimiz acliktan olmus int.gordum
icim sizladi birde diger fakir ulkelere yardim edecekmis turkiye once kendi hastana ve gazine bakta sonra diger ulkeleri dusun tabiki benim dusuncem boyle.
saglikli gunler dilegimle.
Başınız sağolsun. İyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Son sözlerinize gelince: Biz adam olamaz bir milletiz. Osmanlıların hatasını şimdi de devam ettiriyoruz. Başka milletlere hava atalım derken kendi topraklarımızdaki sefaleti cehaleti görmezden geliyoruz. Bir gazi açlıktan ölüyor. Hem de kümes gibi bir barınakta yaşıyormuş.
Doğuda askeri çöplüklerde iç çamaşırı ve atılmış yemek toplayan hiçbir geliri olmayan insanlarımız var. Çocuklarına en hayati ihtiyaçları alamayan ailelere “kızlarınızı okutmuyorsunuz” diye kızıyoruz ama bilmiyoruz adamların en küçük bir imkânı yok. Onlara en basit bir eğitimi bile götürmemişiz şimdi terörle uğraşıyoruz.
Değerli arkadaşım
Yaklaşık 5 yıldır ayda yılda bir de olsa merhaba demek suretiyle sizi unutmadığımı ifade etmek isterken, ağabeyinizin ve validenizin rahatsızlığını tarihe gömmek isterdim.
Tüm kalbimle inşallah bundan sonra hastahane yüzü görmemeniz dileklerimle kıymetli valideniz hanımefendinin ellerinden öper geçmiş olmuş dileklerimi sizin vasıtanızla bildiririm.
Akabinde;
dertlilere deva, hastalara şifa diliyorum. Kurban bayramınız mübarek olsun.
Hiç sorma üç yıl bitti dördüncü yıl oldu abimle annemin hastalıkları ile mücadele halindeyim. Böyle de devam edecek gibi görünüyor. Artık sabretmekten başka çare yok. Kader böyleymiş.
Yarın annem iyileşse abim hasta olur. Nöbetleşe devam ediyorlar. :)