<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Diyet Şifa &#187; Psikoloji &#8211; Psikiyatri</title>
	<atom:link href="http://www.mebahis.com/tag/psikoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.mebahis.com</link>
	<description>Modern tıp ile hastalıklara çareler</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Jan 2012 11:56:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bilinçaltı terapisi ile panikatak ve depresyon geçer mi?</title>
		<link>http://www.mebahis.com/bilincalti-terapisi-ile-panikatak-ve-depresyon-gecer-mi</link>
		<comments>http://www.mebahis.com/bilincalti-terapisi-ile-panikatak-ve-depresyon-gecer-mi#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 2010 19:26:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji - Psikiyatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mebahis.com/?p=11419</guid>
		<description><![CDATA[Geçmesi, hastalığın niteliğine bağlıdır. Beyinde oluşan arazlar yüzünden veya hormonal dengesizlikler yüzünden oluşan davranış bozukluklarının çözümü ancak psikiyatri tedavisi ile mümkün olabilir. Psikologların, NLP uzmanlarının veya bilinçaltı terapistlerinin yapabileceği hiçbir şey yoktur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmesi, hastalığın niteliğine bağlıdır. Beyinde oluşan arazlar yüzünden veya hormonal dengesizlikler yüzünden oluşan davranış bozukluklarının çözümü ancak psikiyatri tedavisi ile mümkün olabilir. Psikologların, NLP uzmanlarının veya bilinçaltı terapistlerinin yapabileceği hiçbir şey yoktur. Ancak psikiyatr doktorun gerekli görüp yönlendirmesiyle diğer kişilere başvurulmalıdır.</p>
<p>Paniakatak için yapabilecekleri bir şey olmadığı gibi ayrıca psikologlar ve diğerleri çok para istiyor. Bunlara para yetiştirebilmek ancak maddi durumu çok yüksek olan insanların yapabileceği bir şeydir. Asgari ücretle geçinen biri bütün maaşını verse bile parası yetmez. Bir aylık maaş, masrafların belki beşte birine yetebilir.</p>
<p><a href="http://www.mebahis.com/panik-atak-psikolojik-degil">Panik atak sorunu</a> olanlar psikologlarla, terapistlerle vakit ve para kaybetmemeli. Her şeyden önce devlet hastanelerinin psikiyatri servislerinde tedaviye başlamaları gerekir. Depresyon tedavisi ise uzun yıllar sürse de sonuç vermiyor. Psikologlara para kazandırmaktan başka bir işe yaramaz. İnsan bu konuda kendi kendisinin doktoru olmalı. Bilinçaltı terapisi, nlp vs. uygulamaları belki depresyona faydalı olabilir.</p>
<p><strong>Panikatak gibi “Öncelikli olarak psikiyatri tedavisi” gerektiren ruh sağlığı bozukluklarına benim takviyeci tavsiyelerim – aynı zamanda depresyon için:</strong><br />
1- <a href="http://www.mebahis.com/sifa-kaynaklari-en-etkili-sifali-gidalar">Şifalı yiyeceklerden</a> yemeniz. Doktorlar pek sözünü etmiyor ama bazı besinler insan psikolojisini gerçekten oldukça olumlu yönde müthiş etkileyebiliyor. En başta fındık, içinde birçok tür B vitamini var, beyne faydalı. Sonra ceviz, bunlardan her gün belirli miktarda yemelisiniz. Bir de her mevsimde bulmak mümkün değil ama bazı köylerde devamlı dışarda serbest yetiştirilen tavukların yumurtaları tahmin edemeyeceğiniz kadar faydalı ve “şifalı”dır.</p>
<p>2- Kendinize “üstünde severek çalışmaktan kendinizi alamayacağınız” bir uğraşı edinmeniz.. Ve bu uğraşı ile hobidaşlar edinip onlarla paylaşımlarda bulunabilirseniz birçok sıkıntınızı unutacaksınız, hatta o sıkıntıları hatırlamakta zorluk bile çekersiniz. İnsanlarla sevgi ve heyecan dolu paylaşımlarda bulunmak ilaç gibi etkilidir.</p>
<p>3- Dindarlık: Özellikle itikat bilgilerini “edinmek” akıl ve ruh sağlığına bir gıdadır diye biliyorum. Örneğin, en dindarlarımızın bile ilgilenmeye gerek duymadığı meselelerden meleklerin özelliklerinin, peygamberlerin sıfatlarının sadece ne olduğu değil, ayrıntılı açıklamaları ve benzeri konuları araştırıp okumak anlamaya çalışmak. Yani imanın 6 şartı var diyoruz ya, onları tek tek tafsilatıyla okumak (ezberlemek değil) anlamaya çalışarak arada sırada okumak insanın manevi gıdalarındandır.</p>
<p>4- Elimizden geldiğince hayır işlerinde bulunmak da büyük bir “huzur” ve mutluluk kaynaklarındandır. Her hayır hasenat işi maddi imkân gerektirmiyor. Bir kimsesizi arayıp sormak, yalnızlarla ilgilenmek, yaşlıları ve hastaları küçük bir çiçek alıp ziyaret etmek onları teselli etmek gibi. Hatta peygamber efendimiz “Güler yüz de bir sadakadır” demiş. Pozitif olmak, insanlara / hayvanlara / bitkilere iyi davranmak ve sadaka vermek birçok belaları sıkıntıları başımızdan savar.</p>
<p>5- Evde kedi beslemek: Peygamber efendimizin sünnetlerindendir. Kedi olan evde başka bir huzur havası olur. Stresi gidermede kedilerin büyük bir etkisi vardır.</p>
<p>Bu anlattıklarımı inşallah uygulayabilirsiniz. Allahın izniyle faydasını göreceğinizden eminim. Allah sabredenlerle beraberdir ayetini de hep düşünün ve sabredin. Madem sabrediyorum o halde Allah gerçekten benimle deyin. İnşallah bütün bunların büyük faydasını göreceksiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mebahis.com/bilincalti-terapisi-ile-panikatak-ve-depresyon-gecer-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sauna etkisi veren giysilerle bol ter atarak zayıflamak</title>
		<link>http://www.mebahis.com/sauna-etkisi-veren-giysilerle-bol-ter-atarak-zayiflamak</link>
		<comments>http://www.mebahis.com/sauna-etkisi-veren-giysilerle-bol-ter-atarak-zayiflamak#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2010 09:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[İyi Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo Sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Metabolizma]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji - Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlığa Zararlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mebahis.com/?p=11412</guid>
		<description><![CDATA[Gereksiz yere devamlı ter atmak bünyenin ihtiyacı olan pek çok şeyi de beraberinde götürür. Telafi etmek için kayıp şeyleri içeren yiyeceklerden içeceklerden yemek içmek gerekir. Devamlı ter atmak yerine devamlı hareketli olmayı tercih etmelisiniz. Boğazınızı tutun canınızın istediği her şeyi mideye indirmeyin. Aşırı kilolu olsanız bile diyet yapma çalışmalarınızda ilkeniz şu olmalı: "Ben kilolarımdan çok memnunum. Zayıflamaya çalışmıyorum. Amacım bu kilonun üstüne çıkmamak."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her şeyden önce, “zayıflamak için” devamlı aşırı terlemenin yanlış olduğunu belirteyim. Gereksiz yere devamlı ter atmak bünyenin ihtiyacı olan pek çok şeyi de beraberinde götürür. Telafi etmek için kayıp şeyleri içeren yiyeceklerden içeceklerden yemek içmek gerekir. Bunlar genelde o maddelerin yanı sıra bol kalori içerir. Bir kısırdöngü içine girersiniz. Siz istemeseniz bile insan biyoritmi bünyenin ihtiyacı olan şeylerin bulunduğu yiyeceklere içeceklere karşı müthiş bir iştah oluşturur. Hamile kadınların aşermesi gibi bir hale düşer ve kendinizi engelleyemezsiniz o yiyecekleri içecekleri tüketirsiniz. Kendinizi engelleyebilseniz bu daha kötü. Bünyenizi ihtiyacı olduğu önemli maddelerden alıkoymakla hiç akla gelmedik hastalıklara davetiye çıkarıyorsunuz.</p>
<p><strong>Devamlı ter atmak yerine devamlı hareketli olmayı tercih etmelisiniz. Boğazınızı tutun canınızın istediği her şeyi mideye indirmeyin.</strong> Metabolizmanız yaş ilerledikçe yavaşlar. Yaşınız ilerledikçe daha fazla hareketli olmak “zorundasınız”. Hem yaşlanmayla beraber kaslarda erimeler incelmeler azalmalar baş gösterir. Önlem için kasları hareket ettirici kültürfizik hareketlerini düzenli olarak yapmak “zorundasınız”. Hatta yüz kaslarınızı bile düşünün. Bu alışkanlıkları 30 yaşına girer girmez edinmelisiniz. Yaşlanmayı beklemeyin.</p>
<p><strong>Bol hareketlilik, düzenli spor, aerobik, dengeli beslenmek, hayatı sevmek, eşi dostu sık ziyaret etmek, boş durmamak, insanlara emirler yağdırmak yerine herkesten fazla hizmet etmek sizi genç tutar sağlıklı ve mutlu kılar.</strong></p>
<p>Bir de tığ gibi zayıf olma takıntınızdan kurtulun. Herkesin dikkatini çeken bir şey var: Biraz kilolu insanlar çok daha rahat, keyifli, neşeli, pozitif enerji dolu oluyor. Zayıf insanlar genelde asabi, hırçın, huysuz, yaşam enerjisi düşük ve negatif oluyor. Balık etinde iseniz bunu sorun olarak görmeyin. Yapmanız gereken şey çok hareketli olup yediğinize içtiğinize dikkat etmektir, o kadar. Yani zayıflamaya değil daha fazla kilo almamaya çalışın mutlu olun. <strong>Aşırı kilolu olsanız bile diyet yapma çalışmalarınızda ilkeniz şu olmalı: &#8220;Ben kilolarımdan çok memnunum. Zayıflamaya çalışmıyorum. Amacım bu kilonun üstüne çıkmamak.&#8221;</strong> Böylece &#8220;kilo verecek miyim, ne kadar zayıfladım acaba&#8221; gibi yüksek stres veren düşüncelere kendinizi hiç kaptırmazsanız diyetinize seve seve devam edersiniz, diyet yapmaktan keyif alırsınız. Diyete alışıp kiloluluk takıntılarınızdan kurtulsanız işte o zaman bünyeniz biyoritminiz stresin verdiği baskıların etkisinde olmayacağı için kilo verme sürecine girer, bu modda başarı ile devam eder.</p>
<p>Çevrenizi fiziğinizle değil kişiliğinizle etkileyin. Kitap okuyun, insanları iyi gözlemleyin, az konuşun çok dinleyin dikkatle dinleyin muhatabınızın ne dediğini değil ne demek istediğini tam anlamaya gayret edin. Etkileyici insanlar dinlemeyi ve özellikle “anlamayı” bilen insanlardır.<br />
Bakın bu çok önemli. Fiziğiniz ne kadar mükemmel olursa olsun, bir insan size bir şey anlatmaya çalışıyorken “ben de şunu şunu anlatayım” mücadelesine girmeyin; bunu yaptığımız takdirde gerçekten çok itici oluyoruz. Bu “pis” huy bizim toplumumuzda neredeyse herkeste var. Onun için insanlarımız birbirine hem itici oluyor hem birbirinden kaçar oluyor. Sonuçta “ben niçin bağlayıcı olamıyorum” diye düşüne düşüne bütün suçu dış görünümlerine yüklüyorlar. Oysa hiç alakası yok.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mebahis.com/sauna-etkisi-veren-giysilerle-bol-ter-atarak-zayiflamak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gribi bırakın esas psikolojik sağlığınız tehlikede</title>
		<link>http://www.mebahis.com/gribi-birakin-esas-psikolojik-sagliginiz-tehlikede</link>
		<comments>http://www.mebahis.com/gribi-birakin-esas-psikolojik-sagliginiz-tehlikede#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Oct 2009 12:19:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grip]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz Gribi]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji - Psikiyatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alivesitesi.com/?p=10593</guid>
		<description><![CDATA[Sürekli yaşanan aşırı korku, panik ve bunun yanı sıra sürdürülen ince ince temizlik ve hijyen sağlama çabaları, bunların tümü bir arada olunca bilinçaltına kalıcı etkisi kaçınılmaz olabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle anneler son günlerdeki paniklendirme furyasından tahmin edilemeyecek derecede kötü etkilenmiş durumda. Bilinçaltlarına adeta inme gibi inen panik zamanla geçmesine geçecek ama çoğu kişide <strong>iki iz bırakacak</strong> gibi görünüyor.<br />
Kendinize <strong>şimdi hemen</strong> engel olun bütün endişelerinizi bırakın. Domuz gribinin tehlikesinin kesinlikle yalan olduğunu kabul edin. Siz yine tedbirinizi alın ama söylentilere kesinlikle inanmayın çünkü gerçekten yalan.</p>
<p><span style="color: #008000;"><em><strong>Sürekli yaşanan aşırı korku, panik ve bunun yanı sıra sürdürülen ince ince temizlik ve hijyen sağlama çabaları, bunların tümü bir arada olunca bilinçaltına kalıcı etkisi kaçınılmaz olabilir.   Zamanla aşağıdaki rahatsızlıklar başgösterebilir. Sizde olmasa bile sizin hallerinizden etkilenen çocuklarınızda olabilir.</strong></em></span></p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>1- Mizofobi</strong></span><br />
Temizlik kurallarına gösterilen ölçüsüz bir dikkat sonucunda, belirli nesnelere dokununca mikrop bulaşmasından ya da pislenmekten duyulan hastalık derecesinde korku.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>2- Obsessive Compulsive Disorder</strong></span><br />
Bu psikolojik hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri ama sürekli tekrar ettikleri alışkanlıklar ve huylar geliştirirler.<br />
Yaygın saplantılar aşağıda verilmiştir:<br />
1. <span style="color: #ff0000;">Bulaşıcı hastalıklar</span> ve <span style="color: #ff0000;">mikroplar</span>dır, kişi<span style="color: #ff0000;"> tokalaşmak ile hastalık kapmak</span>tan korkar.<br />
2. Sürekli endişe etmektir, örneğin ocağı açık unutmak, ütüyü üzerinde bırakmak, kapıyı kitlemeyi unutmak gibi.<br />
3. <span style="color: #ff0000;">Aşırı düzen</span> ve <span style="color: #ff0000;">temizlik</span>, örneğin kişi her gün evin her tarafının tozlarını alır ve eğer bir yer eksik kalırsa büyük bir sıkıntı ve rahatsızlık yaşar.<br />
4. Zarar verilmesi, örneğin sürekli olarak birisinin çocuğuna zarar vereceğinden korkmak.<br />
5. Seks. Sürekli zihinde belli seks görüntülerinin yer alması sonucu kişinin bu düşüncelerin dışarı yansımasından korkması.</p>
<p><strong><span style="color: #008000;">Bu dehşetli psikolojik bozukluklara kapılmamak için şuradan ayrınlılarını, kurtulma yolunu ve tedavisini okuyun:</span><br />
<a rel="nofollow" href="http://www.hatunca.net/psikoloji-mainmenu-258/kisilik-bozukluklari-mainmenu-108/323-obsesif-kompulsif-bozukluk" target="_blank">» Obsesif-Kompulsif Bozukluk</a></strong></p>
<p>Bu yazdığımı ciddiye alıp domuz gribi hakkında &#8220;<strong>kasıtlı uydurulan</strong>&#8221; yalanlara, çok tehlikeli olduğu hurafesine inanmayı derhal bırakın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mebahis.com/gribi-birakin-esas-psikolojik-sagliginiz-tehlikede/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serotonin mutluluk hormonu</title>
		<link>http://www.mebahis.com/size-de-serotonin-lazim-mi</link>
		<comments>http://www.mebahis.com/size-de-serotonin-lazim-mi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 21:57:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon ve salgı]]></category>
		<category><![CDATA[İlaç]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji - Psikiyatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alivesitesi.com/?p=8479</guid>
		<description><![CDATA[İnsanın mutsuz olması sadece serotonin eksikliğinden kaynaklanmıyor. Hayata bakış açısı da çok önemli bir faktör.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mutlu olamayanlara kızmayalım. Adamlarda serotonin kalmamış. Siz de küçük şeylerden mutlu olmayı beceremeyengillerdenseniz siz de canınızı sıkmayın. Size de serotonin gerekiyor.</p>
<p>Peki diyeceksiniz bu serotonin hap mıdır nedir?<br />
Serotonin insanın bünyesinin kendisinin üretmesi gereken bir hormondur. Oluşması için gerekenlerden en iyi bildiğim üç şeyi yazayım.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>•	Çikolata<br />
•	İssot (acı kırmızı biber)<br />
•	Göz kapaklarını güneşlendirmek</strong></span></p>
<p>Üçüncüsü bedava. Her gün güneşin tepede olmadığı vakitlerde sabah veya akşamüstü yüzünüz güneşe yönelik olarak rahatça oturun. Gözlerinizi kapayın. İyi şeyler düşünün. 15 dakika kadar gözlerinizi açmayın göz kapaklarınız güneşlensin. Böylece serotonin hormonu oluşuyor.</p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>İnsanın mutsuz olması sadece serotonin eksikliğinden kaynaklanmıyor.</strong></span><br />
Hayata bakış açısı da çok önemli bir faktör. Nasıl ki üşüyünce büzülürüz titreriz, sıcakta ise rahat olup gevşeriz. Olaylara gösterdiğimiz tepkiler, bakış açımız ısı derecesinin bedenimizi etkilemesi gibi beynimizi etkiliyor. Sinir hücreleri beyindeki kas benzeri yapılara kasılma gibi tepkiler verdiriyor. bunları anlamıyoruz ama üzgün, kızgın, bedbin, mutsuz, huysuz hallere işte bu yüzden giriyoruz.</p>
<p><span style="color: #eb0912;"><span style="text-decoration: underline;">Serotonin hayata bakış açımızı etkiler mi</span> orasını bilemem ama serotonin olsun olmasın bazı olayların insanın psikolojik halini &#8220;bir anda&#8221; iyiye veya kötüye çevirdiğini, insanın bir anda çok mutlu olabildiğini veya çok mutsuz olabildiğini iyi biliyorum.</span></p>
<p><span style="color: #008000;"><strong>Diğer hormonların etkisi</strong></span><br />
En çok hamile kadınlarda gördüğümüz anlam veremediğimiz ters haller, gereksiz sinirlilikler onlardaki hamilelikle ilgili oluşan hormonların beyni etkilemesinden kaynaklanıyor. Bu yüzden anlayışsız / cahil kaynanalar gelinlerine en çok hamilelik döneminde zarar verir çünkü genç kadının ters hareketleri karşısında çileden çıkar ve ona haddini bildirmeye girişirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mebahis.com/size-de-serotonin-lazim-mi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niçin doktora gidilir?</title>
		<link>http://www.mebahis.com/nicin-doktora-gidilir</link>
		<comments>http://www.mebahis.com/nicin-doktora-gidilir#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2009 19:20:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji - Psikiyatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alivesitesi.com/?p=6545</guid>
		<description><![CDATA[İnsan doktorlara başvurmalıdır. Sadece hastalandığımız zaman değil, hastalık ihtimallerine karşı önlem almak için ve/veya sağlıklı ve formda kalmak için neler gerekiyor öğrenmek amacıyla, kendi bünyemize uygun beslenme ve egzersiz rejimleri takip etmek için doktorlarla sık görüşüyor olmamız lazımdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar sağlık problemleriyle karşılaşınca doktora giderler. Eski Çin bilgeleri ise doktor sağlıklı günlerde gereklidir der. Çünkü önemli olan sağlıklı kalabilmektir hastalıklara yakalanmamaktır. Bunun için insan iyi günlerinde doktorlara danışmalı, sağlıklı kalabilmenin formüllerini aramalıdır. Onlar böyle demiş. En güzeli de zaten budur.</p>
<p>İnsan doktorlara başvurmalıdır. Sadece hastalandığımız zaman değil, hastalık ihtimallerine karşı önlem almak için ve/veya sağlıklı ve formda kalmak için neler gerekiyor öğrenmek amacıyla, kendi bünyemize uygun beslenme ve egzersiz rejimleri takip etmek için doktorlarla sık görüşüyor olmamız lazımdır.</p>
<p>Fizik bedenimiz için olduğu gibi, ruh sağlığımız, akıl sağlığımız, davranışlarımız ve maneviyatımız için de doktorlar vardır. Bunlar psikologlardır ve tasavvuf ehlidir.</p>
<p>İnsana düşen, maddi manevi sağlığının değerini bilip ona göre davranmaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mebahis.com/nicin-doktora-gidilir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuğunuz masturbasyon mu yapıyor?</title>
		<link>http://www.mebahis.com/cocugunuz-masturbasyon-mu-yapiyor</link>
		<comments>http://www.mebahis.com/cocugunuz-masturbasyon-mu-yapiyor#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 20:26:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji - Psikiyatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mebahis.com/?p=11381</guid>
		<description><![CDATA[Bilimsel tespitler fazla mastürbasyon yapan çocukların sorumluluklarına karşı ilgisini tamamen kaybettiğini gösteriyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı anne babalar çocukları <strong>mastürbasyona alışmasın</strong> diye gerçek dışı şeyler anlatırlar. Bu ise çocuğu vazgeçirmekte hiç işe yaramadığı gibi çocukta psikolojik sorunlara neden olabililiyor. Caydırıcı hikâyeler veya <strong>cezalandırmalar</strong> yerine sebepleri araştırıp bulmak lazım.</p>
<p><strong>Eğer bir çocukta mastürbasyon bir eğlence, bir zevk alma alışkanlığı haline gelmişse, sık başvuruyorsa onun hayatının düzeninde yanlışlar var; yaşına göre içinde bulunması gereken aktivitelerde sorunlar, hatalar ve büyük boşluklar var demektir.</strong> Böyle sorunlar varken hatayı çocukta değil onu eğitenlerde, ona gerekli imkânları sağlayamayan ebeveynlerde ve eğitim sistemimizde aramak gerekiyor. Mastürbasyona fazla başvurmak sadece erkek çocuklarda değil kız çocuklarda da görülen bir şeydir.</p>
<h2>Masturbasyon nedir?</h2>
<p><strong>İnsanın cinsel zevk için veya cinsel tatmin için kendi kendisini el ile tatmin etmesidir.</strong> Halk arasında “bel çekmek” de denir. Türkçe argoda “otuzbir çekmek” denir. <a title="masturbasyon nedir wikipedia" rel="nofollow" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mast%C3%BCrbasyon">Vikipedi&#8217;deki masturbasyon tanımı</a>na da bakabilirsiniz.</p>
<p>Çocuklarımız mastürbasyon kelimesinden önce argosunu öğreniyorlar. Toplumumuzda böyledir. Yani çocuklarımızın ilk cinsel bilgilenmeleri kendi aralarındaki ahlaka aykırı sözsel ve davranışsal paylaşımlarla oluyor. Birileri “okullarda cinsel eğitim verilsin” deyince de cahil insanlarımız karşı çıkıyor.</p>
<p>Toplumumuzda insanımızın her hali başka bir içler acısı mantıksızlıklar akılsızlıklar silsilesidir. <strong>Çocuğuna sen cinsel bilgi verme, okul vermesin, kim verecek?</strong> İstiyoruz ki hayati önem taşıyan cinsellik meselelerini çocuklarımız okulda verilecek eğitimle öğrenmesin en ahlaksız yollarla öğrensin!</p>
<h2>Mastürbasyonun dinimizdeki hükmü</h2>
<p>Bazı ilmihal kitaplarında konu ile ilgili olarak şu bilgilere rastladım:<br />
Zevk için yapılması haramdır. Cinsel ilişki ihtiyacı duygusunun baskısından ve sıkıntısından kurtulmak için yapılması caizdir (dinen sakıncası yoktur). Anlık, kaçınılmaz bir zina tehlikesinden tek kurtuluş mastürbasyon ise bu durumda vaciptir (yapılması kesin gereklidir).. gibi açıklamalar var.</p>
<h2>Mastürbasyon çocuklara ne gibi zararlar verir?</h2>
<p>Fiziksel olarak zararı yoktur. Fakat kişisel gelişimlerinde zararı çok büyüktür. <strong>Bilimsel tespitler fazla mastürbasyon yapan çocukların sorumluluklarına karşı ilgisini tamamen kaybettiğini gösteriyor.</strong> Meselâ çocuk okul derslerine ilgisini kaybeder. Örneklerine çevremde oldukça sık rastlıyorum. Bir arkadaşımın 13 yaşındaki oğlunun bilgisayarında sistem klasörlerinin arasına saklanmış porno filmleri bulmuştuk. Çocuk neden derslerine hiç ilgi göstermiyor, okuldan neden ölesiye nefret ediyor anlaşılmıştı. Evden çıkmak bile istemiyor, evde devamlı bilgisayarının başında, her zaman bilgisayar oyunlarıyla meşgul görünüyor. Bilgisayar oyunlarının ve gizli seyrettiği porno filmlerin dışında hayatta tek tutkusu marka kıyafetler ve marka spor ayakkabıları.<br />
Ergenlik dönemine kadar okulda derslerinde çok büyük başarı sağlayan bazı çocukların ergenlikle beraber derslere ilgisinde gerileme olduğunu, bir yıl içinde iplerin koptuğunu ve bir daha okul başarısını asla yakalayamadıklarını çok örnekte görmüşümdür. Tek sebebi masturbasyon değildir elbette. Çünkü ergenlik döneminde sosyal ve kişisel bocalamaların getirdiği çeşitli bunalımlar ortaya çıkabiliyor.</p>
<h2>Çocukların mastürbasyona fazlaca başvurmasının sebepleri</h2>
<p>En başta <strong>ana baba faktörü</strong> geliyor. Çocukla diyalogların sohbetlerin sağlıksız olması veya hiç olmaması, yeterince şefkat hissettirememek, baskıcı olmakla beraber disiplin uygulayamamak.. Evde huzurdan, ebeveynleriyle neşeli sevgi dolu paylaşımlardan, yaşıtlarıyla birlikte yaratıcı aktivitelerden yoksun olan ve sorumluluk duyguları gelişmemiş olan çocuklar cinsel ayartıcıların çok fazla etkisinde kalabilir. İkinci planda <strong>arkadaş çevresi</strong>nin cinsel konulardan konuşmaya fazla eğimli olmaları ve bu konuda sağlıksız, ahlaksız ve şımarıkça sohbetlerde ve paylaşımlarda bulunmaları geliyor. Bunun çözümü daha zor. Çocuğu arkadaşlarından uzaklaştırmak daha kötü sonuçlar doğuracaktır.</p>
<h2>En etkili çözüm nedir?</h2>
<p><strong>Bunun için çocuk psikologlarından yardım almak zorundasınız.</strong> Aslında çözümü önceden sağlamak gerekiyor. Çocuğunuzun nelere ilgisi varsa o alanlarda diğer yaşıtları hobidaş arkadaşları ile topluluk halinde aktivitelerde bulunmalarını sağlamalısınız. Çocuğunuz yaşıtları arasında faydalı aktivitelerle zaman geçiren sosyallikte olmalı. <strong>Fakat bunlar da yetmiyor. Çocuk çalışkan, üretici ve paylaşımcı olmalı. Özellikle de sorumluluklarının çok iyi farkında olmalı. Bunları çocuğunuzun bebeklik döneminde sağlamaya gayretli ve hazırlıklı olmalısınız. </strong>Bu arada çocuklarla ana baba arasındaki diyalog nasıl olmalı, ne gibi paylaşımlar ne sıklıkta ve nasıl yapılmalı aklı başında ebeveynler olarak kendinizi en iyi şekilde yetiştirmeniz şarttır.</p>
<p>Bilgi ve çözüm yolları için çocuk psikologlarına, pedagoglara başvurmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mebahis.com/cocugunuz-masturbasyon-mu-yapiyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Testesteron Azalması Yaşlılıkta Depresyona Yolaçıyor</title>
		<link>http://www.mebahis.com/testesteron-eksikligi-yaslilikta-depresyona-yolaciyor</link>
		<comments>http://www.mebahis.com/testesteron-eksikligi-yaslilikta-depresyona-yolaciyor#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Mar 2008 03:48:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Hormon ve salgı]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji - Psikiyatri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşlılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://localhost/bitki/?p=361</guid>
		<description><![CDATA[Bilim adamlarının araştırmaları ve bulguları her zaman ilgimi çekmiştir. Bu seferki araştırma konum testesteron ve depresyon arasındaki bağlantı. Düşük testesteron erkeklerde depresyon yapıyormuş.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>Düşük Testesteron Erkeklerde Depresyon Sebebi</h2>
<p>Bilim adamlarının araştırmaları ve bulguları her zaman ilgimi çekmiştir. Bu seferki araştırma tespitim <strong>testesteron ve depresyon arasındaki bağlantı</strong>. Haber BBC’den.<br />
<strong>Düşük testesteron</strong> yaşlı erkeklerde depresyona yol açabiliyormuş.</p>
<p>Kadını kadın yapan şey östrojen hormonu, erkeği erkek yapan şey de <strong>testosteron hormonu</strong>dur denebilir. Mesela cinsiyet değiştirmek isteyen kadınlar ilkin testesteron hormonu takviyesi görür. Bu da o kadınlarda alına yakın saçların dökülmesine ve <em>libido</em>*nun artmasına sebep olur.</p>
<p>65 yaşına kadar olan kadınlar yaşıtları erkeklere göre <strong>depresyona daha yatkın</strong>mış. 65 yaş her iki cinsin aralarındaki bu farkın kaybolduğu bir yaş olduğu da araştırma sonuçlarında var.</p>
<p>Düşük testesteronun çeşitli rahatsızlıkları beraberinde getirdiği tespit edilmiş. Yaşlılıkta testosteron düşüklüğü ölüm riskini de arttırıyormuş. Bazı kalp hastalıklarına, <em>diyabet</em>** gibi hastalıklara yatkınlığı da getiriyor.</p>
<p><strong>Testosteron eksikliğinin yol açtığı</strong> bir başka bir sorun da yönleri karıştırmadır. Erkekler yön bulmada daha beceriklidir. Genelde tabi.</p>
<p>Bu yazıyı okuyanlar diyebilir ki bu bilgi ne işime yarayacak? Şu işimize yarayabilir: Yaşlı babalarımıza, dedelerimize, yaşlı dayılarımıza amcalarımıza karşı daha ince davranmalıyız. Madem yaşlılıkta erkeklerde testesteron eksikliği oluyor ve bu da depresyona sebep oluyor, o halde üzgün ve bedbin olmaya çok yatkın olan bu yaşlılarımızı hoş tutalım ki onları büsbütün keder içine itmeyelim.<br />
Yaşlılara saygı &#8211; sevgi hakkında dinimiz çok hassastır. Şimdi bu hassasiyeti bilim adamları bilimsel olarak ispat ediyor.</p>
<p>BBC haberine bir başka açıdan bakışım: Bilim adamlarının tespitleri sadece tespittir. Ölüme çare bulunacak değil. Yaşlılığın getirdiği bütün sağlık sorunları normal. Dünyaya çivi çakacak değiliz. Ölüm yavaş yavaş “geliyorum” diyecek ki insan dünyanın geçici olduğunu iyice idrak etsin, yaşlandığını kabul etsin, ahiret için eksikleri varsa tamamlasın.<br />
Bilim adamlarının işi gücü araştırmak, neyin ne olduğunu tespit etmek. Biz onlara bakıp kendimizi kaptırmayalım. Ölüme çare yok. Er ya da geç öleceğiz. Şöyle ya da böyle.</p>
<p><span style="color: #008000;">Dipnotlar: </span><br />
* <span style="color: #ff0000;">Libido</span>, cinsel ilişki için harekete geçip eşe ulaşma istekliliği demektir.<br />
** <span style="color: #ff0000;">Diyabet </span>şeker hastalığı demektir. <span style="color: #ff0000;">Tip1 diyabet</span> ve tip 2 diyabet diye ikiye ayrılır. Tip 2 diyabet genellikle yaşlılıkta ortaya çıkar. Tip 1 daha ciddidir. <span style="color: #ff0000;">Tip 2 diyabet</span>in tehlikesi ise şudur: Çoğu insan bu rahatsızlığının farkına varmaz veya söz konusu hastalığı tespit edilmiş olsa bile önemsemez, bu gibi sebeplerden <span style="color: #ff0000;">ani şeker koması</span> ile ölür gider.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mebahis.com/testesteron-eksikligi-yaslilikta-depresyona-yolaciyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Panik Atak Psikolojik Değil</title>
		<link>http://www.mebahis.com/panik-atak-psikolojik-degil</link>
		<comments>http://www.mebahis.com/panik-atak-psikolojik-degil#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Dec 2007 13:36:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlüğüm]]></category>
		<category><![CDATA[Doktorlar]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji - Psikiyatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alivesitesi.com/index.php/panik-atak/</guid>
		<description><![CDATA[Panikatak basit bir sorun değildir. Bu hastalıktan muzdarip kişiler ancak psikiyatrist doktolarca tedavi edilebilirler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Panikatak basit bir sorun değildir. Bu hastalıktan muzdarip kişiler ancak psikiyatrist doktolarca tedavi edilebilirler.&#8221;</strong><br />
Abim kalp hastalığından çok çekti. Öldürmeyen Allah öldürmüyor sözünde olduğu gibi bir yıl bitti, şimdiye kadar çok defa kesin ölüm tehlikeleri atlattı. Ardından ise kendisinde panik atak rahatsızlığı baş gösterdi.</p>
<p>Panik atak maddi ve/veya manevi büyük sıkıntılardan ve derin üzüntülerden sonra bazı insanlarda olabiliyormuş. Abimde bunu tetikleyen diğer bir faktör de zehirli guatr hastalığı. Bu hastalık (zehirli guatr) tiroid bezlerinin normalden çok fazla çalışmasıdır. İnsanın psikolojisini çok fazla etkiliyor.</p>
<p>Geçen yazdan beri geçirdiği rahatsızlıklardan çoğu panik atak kökenliydi. Doktorlar bu teşhisimi hiç ciddiye almadılar. Arada bir abimin geçirdiği fenalaşmalar sonucu hastaneye gittiğimizde her defasında kan tahlili yapıldı, röntgen çekildi. Ben artık bıkmıştım. Doktorlara diyordum &#8220;bence bir şeyi yok, <strong>panik atak krizi</strong> geçiriyor olmalı&#8221;.. Devlet hastaneleri doktorları insanı hiç dinlemiyor.</p>
<p>Dün yine fenalaştı. Hastaneye kendisi gitti. Acil serviste tecrübeli bir doktor varmış anlaşılan. Çünkü ilk defa bir doktor abime her şeyin normal olduğunu söylemiş ve ona panik atak için bir ilaç yazmış.</p>
<p>Panik atak kişiye göre değişik değişik rahatsızlıklar şeklinde ortaya çıkabiliyor. Sahte nefes darlığı hastalığı, sahte kalp krizi gibi ve daha değişik rahatsızlıklar. Abimde ise <strong>göğüste çarpıntı, nefes almada büyük sıkıntı</strong> ve aşırı titreme şeklinde görülüyor.</p>
<div style="border: 2px solid #666666; margin: 0pt; padding: 10px; background: none repeat scroll 0% 0% #faf8eb; overflow: scroll; width: auto; height: 160px;">
<p><strong>Aşağıdaki panikatak hastalığla ilgili bilgiler başka yerden kısmî alıntıdır. Gerçekten çok aydınlatıcı bilgi vermişler okumanızı tevsiye ederim.</strong></p>
<p>Panik atak psikiyatristlerin tedavi etmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi bir çok yöntemin kombine uygulanması ile daha çabuk sonuç verir. Sadece ilaçla ya da sadece terapi ile iyileşmesi nadirdir. En önemlisi de belirttiğimiz gibi hastalık hakkında bilinçlenmedir. Örneğin alıştığımız bir panik nöbet türü birden başka bir görünüme bürünebilir. Onun için olabilecekleri bilmek hazırlıklı olmak çok önemlidir. Evde kendi kendini tedavi etmeye çalışmanın kendi kendine apandisit ameliyatı yapmaktan farkı yoktur. Mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. Hastalığın nüks edebileceği unutulmamalıdır.</p>
<p>Tedaviye hastanın katılımı da sağlandığında 4 &#8211; 6 ay içinde tümüyle iyileşme şansı %95 dir. Hasta, hastalığı yenmesini öğrenmediyse nüks etme riski hep vardır. Panik atağı iyi tanımak, tedaviden kaçınmamak, tedavi için doğru adresi bulmak önemlidir. Hipnoz, akupunktur, üfürükçü tedavileri zarar verebilir.</p>
<p><strong><span style="color: #008000;">Geçerli tedavi yöntemleri:</span></strong><br />
- Psikoterapi<br />
- İlaç kullanımı<br />
- Relaksasyon teknikleri<br />
- Nefes egzersizleri<br />
- Spor ve egzersiz<br />
- Biofeedback<br />
- İmajinasyon<br />
- Üstüne gitme teknikleri</p>
<blockquote><p>Buraya tıklayarak tamamını okumanızı tavsiye ederim: <span style="text-decoration: underline;"><a title="Panik Atak ve Tedavisi" rel="nofollow" href="http://www.saglikvakfi.org.tr/html/rsy.asp?id=242">http://www.saglikvakfi.org.tr/html/rsy.asp?id=242</a></span></p></blockquote>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mebahis.com/panik-atak-psikolojik-degil/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin Kontrolü ve Kitle Psikolojisi Yönlendirme</title>
		<link>http://www.mebahis.com/beyin-kontrolu-ve-kitle-psikolojisi-yonlendirme</link>
		<comments>http://www.mebahis.com/beyin-kontrolu-ve-kitle-psikolojisi-yonlendirme#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Jan 2007 13:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji - Psikiyatri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.mebahis.com/?p=11386</guid>
		<description><![CDATA[Beyin kontrolünde kimyasal ve teknolojik yöntemler.. Hipnoz ve arapsikolojinin bu alanda kullanılma çalışmaları.. gibi konularda derlenmiş bilgiler.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya istihbarat örgütlerinin, karşı tarafı yönlendirmek maksadıyla <strong>psikolojik operasyon</strong> yapabilmeleri en önemli hedefleridir; <strong>istihbarat örgütleri</strong>, özellikle <strong>CIA</strong> ve <strong>MOSSAD</strong> bu konuya büyük önem vermektedirler. Bir Çin atasözünde, “Yüz savaş kazanmak hüner değil, asıl hüner savaşmadan güvenliği sağlamaktır” denir. İstihbarat örgütleri <strong>beyin kontrolü</strong> konusuna <strong>bilimsel</strong> olarak eğilmektedirler. Sürekli çalışarak bu konuda yeni yollar araştırmaktadırlar. Bugün MOSSAD’ın CIA’dan daha başarılı operasyonlar yapmasının iki nedeni vardır. Birincisi, Tevrat’ta Musa Peygamber’e Kenan ilinde casusluk yapmasının emredilmesidir. İkincisi de, ideallerinin yüksek, fakat güçlerinin az olması ve dünya bilim çevresinde önemli etkinliklerinin olmasıdır.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Psikolojik operasyon hakkında tarihten Örnekler</strong></span><br />
Bilinen ilk ve en önemli psikolojik operasyon örneği <strong>Hasan Sabbah</strong> olayıdır. <strong>Haşhaşi tarikatı</strong> da denilen bu örgütlenmede, kişiler kullandıkları haşhaşın etkin maddesi eroinle keyif duygusuna ve cennet inancına şartlandırılıyordu. Hasan Sabbah’a itaat ederlerse hep böyle yaşayacaklarına inandırılıyorlardı. Bu inançla <strong>intihar saldırıları</strong>nı zevkle yapıyorlardı.</p>
<p>1937′de <strong>Stalin</strong>’in kurduğu Halk Mahkemelerinde, dâvâlıların yapmış olduğu itiraflardan, bazı kimyasalların kullanıldığı öğrenilmiştir. Hatta Macaristan Kardinalinin de bulunduğu bir dâvada, dâvâlılar devlete karşı bir tutum içerisinde bulunduklarını hep birden itiraf etmişlerdi.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Peki Durum Ahlâki midir?</strong></span><br />
Kesinlikle bu durum ahlâkî değildir. <strong>Dünya Af Örgütü</strong>’nün 1992 yılında neşrettiği raporda bunu görüyoruz. Bu raporda; “İnsanın zihni yetilerini bozmayı, yok etmeyi, değiştirmeyi hedefleyen sorgulama prosedürü ahlâkî bir suçtur” ifadesi yer almıştır. Yine aynı raporda bu durum için “Fiziksel işkence sınıflandırması kadar insanlık dışıdır” cümlesine yer verilmiştir.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Beyin kontrolü için hangi yöntemler uygulanıyor?</strong></span><br />
Klasik olarak tarif edilen yöntem uygulanmaktadır. Bu da, psikolojik faaliyet, <strong>propaganda</strong> ve <strong>beyin yıkama</strong> yöntemidir. En sık kullanılan yöntem ise; <strong>kimyasal maddeler</strong> yardımıyla kişinin düşüncesinin etki altına alınmasıdır. Son yıllarda üzerinde çok çalışılan ve durulan bir başka yöntem daha vardır. Bu da, insana <strong>elektronik implantlar</strong> yerleştirilerek kişinin beynini, uzaktan kumanda ile yönetme çabalarıdır.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Kimyasal Yöntemler</strong></span><br />
Zihin kontrolü deneylerinde ilk kullanılan madde <strong>LSD</strong> idi. LSD psikokimyasal bir maddedir. Bu maddeyi alan kişide, olağanüstü psikolojik değişimler olur. <strong>Halüsinasyon</strong>lar görmeye başlar, canlı ve neşeli olur, güçlü olma duygusu taşır, ardından farklı düşünce ve davranışlar içerisine girer. Bu madde beynin ön bölgesinde, <strong>dopamin</strong> adı verilen <strong>zevk maddesi</strong>ni aşırı salgılamaktadır. Bu maddeyi alan bir kişi, inandırıldığı konuda olağanüstü eylemler gerçekleştirebilmektedir.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı’nda, hem <strong>Hitler</strong> hem de <strong>Amerikan ordusu</strong> “<strong>Amphetamin</strong>” isimli uyarıcı kimyasalı <strong>askerlere</strong> kullandırarak onların <strong>savaş gücünü arttırmayı</strong> hedeflemişlerdir. Hitler bu konuda çok iyi bilinen bir isimdir. Milyonlarca psikoaktif maddeyi kullanarak ordusunu hareket kabiliyeti açısından çok hızlı hâle getirmiştir.</p>
<p>İçkisine LSD veya uyuşturucu katan kişilerin kolay intihar ettikleri ve kolay insan öldürdükleri bilinen gerçeklerdendir. Bu konuda ABD’de gönüllüler, siyahlar ve eşcinseller üzerinde ilginç deneyler yapılmıştır. Deney yapılan kişilerde akıl hastalıkları, yaşayanlarda da erken bunama ve erken yaşlanma gözlemlenmiştir. Bu konuda araştırmaları olan <strong>Dr. Armen Victorian</strong>, “insan Davranışının Manipilasyonu-Beyin Kontrolü” adlı kitabında ilginç kaynak ve bilgilere yer vermiştir. (Bu kitap, <strong>Timaş yayınları</strong> tarafından tercüme edilerek yayınlanmıştır.)<br />
Psikiyatride Tedavi Amacıyla Kullanılması Psikiyatrik uygulamada tanı ve tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. <strong>Narkoanaliz</strong> olarak tanımlanan bu yöntemde, kişiye damardan kısa süre etkili barbitüratlar verilir. Kişi uyku ile uyanıklık arası bir boyuttadır. Bilinçaltının üstündeki baskılar aralanır. Kişiyle güven içinde <strong>psikoterapödik ilişki</strong> kurulabilirse, bilinçaltındaki duygular, eğilimler, hatıralar, şartlanmalar ortaya çıkarılabilir. <strong>İlaçlı hipnoz</strong> da denilebilen bu yöntem, kişinin bilinçaltı çatışmalarını analiz edip onun tedavisini gerçekleştirmek için kullanılır.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Hipnozla Beyin Yıkamak</strong></span><br />
Hipnoz bilimsel bir yöntemdir. <strong>Kişi hipnotik uykuya geçtiğinde</strong> vücut ve beyin uyur, fakat terapistle kişi arasında seçici bir algılama alışverişi kanalı açılır. Böylece kişi hipnoz yapan kişi tarafından yönlendirilebilir, düşünceleri ve duyguları değiştirilebilir. <strong>Psikiyatristler olarak biz, hastalıklı düşünceleri yok etmek, sağlıklı düşünceler kazandırmak, ego gücünü arttırmak için bu yöntemi kullanıyoruz.</strong> Her bilimsel yöntem gibi hipnoz da, bu işi etik yapmayanlar tarafından gösteri malzemesi veya siyâsî amaçla kullanılabiliyor.<br />
Hipnozda ilk şart iki tarafın birbirine güvenmesidir. Daha sonra kişide <strong>konsantrasyon gücü</strong> artırılır, uygun telkinle geçmişine götürülebilir. Beyni yıkanabilir ve yanlış şeylere inandırılabilir. Ancak hipnozda olan kişiye istemediği şeyi yaptıramazsınız. Bazı kişiler telkine çok daha yatkındır, kolaylıkla hipnoza girerler. Fakat <strong>obsesif</strong> ve <strong>paranoid</strong> olarak tanımlanan, güvensizlik özelliği fazla olan kişileri <strong>hipnotik transa geçirmek</strong> çok güçtür.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Elektromanyetik Etkileme Mümkün müdür?</strong></span><br />
Evren “<strong>Radiant Enerji</strong>” denilen, yayılan bir enerjiden oluşur. Gözümüzle gördüğümüz <strong>spektrum</strong> bir dalga boyudur bu. <strong>Morötesi ve kızılötesi dalga boyları</strong> çıplak göz ile görülemez. Ancak röntgen filmlerinden termal kameralara, yeraltı su havza haritalarına kadar birçok alanda kullanılır.<br />
Her elektrik kaynağı radyasyon da neşreder. Bazı radyasyonlar iyonlama yaparak hücre ölümlerine yol açarlar. Hidrojen atomu frekansına uygun mikrodalga ile <strong>MR gibi beyin tomografileri</strong> çekilir. Mikrodalga fırınlarda ışınların camı geçerek tabak içindeki suyu buharlaştırdığını biliyoruz.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Mikrodalga ile Beyin Kontrolü</strong></span><br />
Mikrodalga ile uzaktan gürültü hissi oluşturmak mümkündür. Elektromanyetik ritmik vuruşlar, kişiye başını elektrikli matkapla oyulduğu hissi uyandırabilir. Çok düşük frekans da (VLF), iyonlamanın olmadığı bir radyoaktivite ile baş ağrısı, kulakta çınlama, sinirlilik hali, depresif durumlar, hafıza kaybı hatta panik duygusu oluşturulabilir. Radyasyonun diş dökülmesine, kan kanserine ve sakat doğumlara neden olduğu bilinmektedir.<br />
İyonlanmanın olduğu radyasyonlar, <strong>X ışınları</strong> Radyum gibi kanser tedavisinde, kanserli hücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan yönetmek mümkün olmamakta, fakat mikrodalga kaynağını 1-2 km. uzaktan bir hedefe yöneltmek mümkün olabilmektedir. Kötü niyetli kişilerin elinde korkunç bir silah haline dönebilen bu teknoloji, insanlık dışı amaçlarla kullanılırsa bu dünyanın sonu demektir.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Elektronik Parça Yerleştirmek Mümkün mü?</strong></span><br />
İnsan davranışını kontrol etmeyi isteyenler, hayvan deneylerinde bu düşüncelerini gerçekleştirmişlerdir. <strong>FM radyo kanalı</strong> ile sinyaller alabilen ve nakledebilen minyatür elektrotlar, hayvan kafasına yerleştiriliyor. Bu işlemlerden sonra maymunda cinsel saldırganlık, boğada aniden durma komutu verme deneyleri başarılı oldu. Yunus balıkları yönetilebildi.</p>
<p>Beynin elektronikle uyarılması konusu, ABD’de zihinsel özürlüler ve eşcinseller üzerinde araştırıldı. Araştırmacı <strong>James Olds</strong>, <strong>beynin hipotalamus bölgesine</strong> elektronik implant yerleştirerek eşcinselleri kontrol etmeyi başardı. Hastalarda korku, heyecan, halüsinasyon oluşturarak onların davranışlarını ödüllendirdi veya cezalandırdı. Zihinsel özürlülere de benzer deneyler yapıldı. Yapılan bu çalışmalar çok tartışıldı. Bilimin iyiliği değil, hastanın iyiliğinin ön planda tutulması gerektiği etik kuralına göre çalışmalar durduruldu.</p>
<p>FM radyo kanalında sinyaller alabilen ve nakledebilen, uzaktan beynin elektronik uyarılması konusu ateşli tartışmalara konu oldu. Hatta Fransa’da “her doğan çocuğa kimliğini belirtir elektronik parça yerleştirerek ömür boyu nerede olduğunu izleyebiliriz” tezi bile ortaya atıldı. İnsanın robot gibi tuşlarla kontrol edilebilmesi, çok tehlikeli bir gelişmeydi.</p>
<p>Elektronik implantı (<strong>Stimoreceiver</strong>) bulan <strong>Dr. Delgado</strong>, beynin <strong>amigdal</strong> ve <strong>hipokampus</strong> gibi alanlarını canlandırarak neşe, tuhaf duygu, renkli görüntü gözlemlediğini kitabında kaydederek açıkladı.</p>
<p><strong>Radyohipnotik beyinler arası kontrol projesi</strong>, elektronik hipnoz yapmayı amaçlamaktadır. Bu proje ile kişiye istemediği şeyler yaptırmak mümkün hale gelecektir. Tuşlarla kontrol edilebilen insana neler yaptırılmaz ki!</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Yeni Bir Gelişme</strong></span><br />
Bugün psikiyatride beynin ürettiği sinyaller kaydedilerek, beynin fonksiyonel görüntülemesi yapılabilmektedir. Klasik EEG’nin bilgisayar devriminden sonra analog sinyallerin sayısallaştırılması ile beyin haritası çıkarılıyor. Beynin hastalıklı çalışan alanlarını bu şekilde görüntüleyebiliyoruz. Bu, tanı ve tedaviyi güçlendirmek için işe yarayan bir yöntemdir. Hatta ilaç tedavisinin biyo yararlılığını hastayı izlerken bu yöntemle görselleştirmiş oluyoruz.</p>
<p><strong>Elektromanyetik enerji</strong>nin tedavide kullanımı yeni gelişmelerdendir. <strong>TMS</strong> denilen bu yöntem ile ilgili araştırmalar hâlen sürmektedir. Beynin ön bölgesine elektromanyetik uyarı vererek depresyonu tedavi etme projesi, elektroşok tedavisine alternatif olarak işe yarayacak gibi görünmektedir.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Duyu Ötesi Algı</strong></span><br />
Birleşik Devletler, <strong>parapsikolojik araştırmalar</strong> için büyük bütçeler ayırmaktadır. Beş duyuyu kullanmada insanın geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman hakkında bilgi edinmesi çok ilgi çeken bir konudur. <strong>Telepati, durugörü (Clair-voyance), altıncı his</strong> de denilen bu algılama biçimi hakkında yapılan bilimsel çalışmalarda henüz sağlam delillere ulaşılabilmiş değildir.</p>
<p>Sesin, elektromanyetik frekansın ve lazerin varlığı başka dalga boylarının varlığına da kanıt olabilmektedirler. Zihni kontrol etmenin, ikizlerin, anne-çocuk arasındaki uzaktan duygusal etkilenmelerin nasıl olduğu, henüz tam olarak çözülemedi. Rüya laboratuarlarında telepati yolu ile kavram ve imaj uyandırıldığının gözlemlenmesi elektronik psikiyatri açısından devrim niteliğindeki bir gelişmedir.</p>
<p>Duru görü veya beden dışı sezgi denilen bir yöntemde de, bazı denekler bir odaya gizlenen nesnelerin yerini tespit etmeyi başarabiliyorlar. “<strong>Remote Viewing / Remote Sensing</strong>” denilen uzaktan görme ve hissetme özelliği olan insanların, bunu nasıl başardıkları konusu bilimin ilgi alanına girmektedir. Uzaktan görüşün, elektromanyetik işleyişinin nasıl olduğu çözülebilirse insanlığın kaderi bundan etkilenecektir.</p>
<p>Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz; insan zihninin uzaktan kontrol edilebilmesinin dünya için sosyal ve politik etkileri çok fazla olacaktır. Bizler yeni gelişmelere hazır olmalıyız. <strong>Elektromanyetik Kirlilik</strong> ve Beyin Sağlığımız Elekronik savaşta elektromanyetik unsurlar cömertçe kullanılmaktadır.</p>
<p><strong>Elektromanyetik radyasyon</strong>, bütün evreni kuşatan bir enerjidir. Gözümüze çeşitli renkler halinde görünen ışık da elektromanyetik radyasyonun bir parçasıdır. Göremediğimiz radyasyon ise, bir tarafta kızılötesi, mikrodalga, televizyon ve radyo dalgaları halinde, diğer tarafta da morötesi, X ve gama ışınlan olarak, elektromanyetik tayfın her iki yanında uzanıp giderler. Morötesi, X ışınları, gama ışınları termik (sıcaklık) etkisi fazla olan ışınlardır.</p>
<p>Özellikle hücreleri iyonize ederek parçalama ve öldürme özellikleri kuvvetlidir. Bu tür ışınların kanser yapıcı ve bağışıklık sistemini bozucu etkisi kanıtlanmıştır. Morötesi ışınlar, X ışınları, gama ışınları, kozmik ışınlar iyonlaştırıcı elektromanyetik radyasyon yayarlar. Yüksek frekans ve enerji kullanıldığında çok tehlikeli olabilmektedirler. Çünkü maddenin atomlarını değiştirici ve parçalayıcı özellik taşır. Canlı hayat için çok tehlikelidirler. Cep telefonlarının ekranlarının gama ışınları yaydığı düşünülürse ciddi risk söz konusu olacaktır, iyonlaştırıcı ışınların sağlık üzerine olumsuz etkisi bilimsel olarak gösterilmiştir. Kanser yapıcı, bağışıklık sistemini bozucu etkisi kanıtlanmıştır.</p>
<p><span style="color: #800080;"><strong>Cep Telefonlarına Dikkat</strong></span><br />
Son yıllarda cep telefonlarının ürettiği sinyallerin beyin hücrelerinde mitozu yani hücre üremesini hazırladığı saptandı. Hatta bele takılan cep telefonlarının kemik iliğine zararı bile araştırılıyor. Ergenlik öncesi cep telefonu kullanılmamalı ve kesinlikle kulaklıkla kullanılmalıdır.<br />
Diğer taraftan, cep telefonları, <strong>baz istasyonları</strong>, TV ve radyo dalgaları da zihin sağlığı açısından ciddî endişeler uyandırmaktadır. <strong>Biyofizik</strong> kurallarına göre, bir kaynağın ürettiği enerjinin dalga boyu ve frekansı, sodyum, potasyum ve kalsiyum değerlerine denk düşerse, bedenle arasında etkileşim başlar. Bunlar, hücrelerin dış dünya ile iletişimini sağlayan temel kimyasallardır. Sodyum pompasının bozulması hücrenin parçalanması demektir. Bu arada, enerji kaynağının ürettiği enerjinin frekansı da önemlidir. Frekans yükseldikçe bedene derinlemesine nüfuz artmaktadır. Elektromanyetik ışımanın beyinde melatonin hormonunu azalttığına dair güçlü bilimsel kuşkular vardır.</p>
<p><strong>Melatonin</strong> beynin salgıladığı zihin işlevleri, hafıza, bilgi işlemi, cinsellik, stres hormonları, uykuda beyin onarımı gibi önemli bir hormondur. Doğal uyku sağlayıcı olarak tıpta kullanılabilmektedir. <strong>Alzheimer hastalığının dünyada artması</strong> ile elektromarıyetik kirlilik arasında sebep-sonuç ilişkisi ciddî boyutlardadır. Eğer melatoninin salgılamasını azalttığı doğrulanırsa, Alzheimer hastalığı konusunda radyasyon sanık sandalyesine oturacaktır. Gerçekten de, elektromanyetik ışınımın yoğun olduğu çevrede oturanlarda sinirlilik, huzursuzluk, depresif belirtiler, uyku bozuklukları ortak yakınmalardır.</p>
<p>Son bilimsel veriler depresyon, sinirlilik, öfkelilik, kıskançlık, şüphecilik, sıkıntı, korku, heyecan gibi duygusal bozuklukların beyin kimyası ile ilgili olduğunu göstermiştir. (Mamafih, farmakolojik devrim niteliğindeki bazı ilâçlarla 25 senelik sinirlilik giderilebilmektedir.)</p>
<p><strong>Melatoninin salgılanması</strong> biyolojik ritim için düzenleyici etki yapar. Az salgılandığında hipofiz bezinin çalışmasını bozar. Seks hormonlarını azaltır, stres hormonları salgılanmasını arttırır. Stres hormonlarının fazla salgılanması kemik iliği ve bağışıklık sistemini zayıflatır.<br />
Sonuçta vücudun hastalıklarla mücadele eden gücü zayıflamış olur. Gizli tümör hücreleri harekete geçebilir. Sınır değerlerin altında dahi olsa elektromanyetik radyasyonun uykusuzluk, başağrısı, kronik yorgunluk, sinirli yapması küçümsenmeyecek risklerdir.</p>
<blockquote><p>Alıntıdır : Psikolojik Savaş / Gri Propaganda &#8211; Prof. Dr. Nevzat TARHAN )<br />
http://groups-beta.google.com/group/lokmanhekimoglu?hl=tr sitesinden alınmıştır.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.mebahis.com/beyin-kontrolu-ve-kitle-psikolojisi-yonlendirme/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Served from: www.mebahis.com @ 2012-02-05 09:07:08 -->
