Özellikle anneler son günlerdeki paniklendirme furyasından tahmin edilemeyecek derecede kötü etkilenmiş durumda. Bilinçaltlarına adeta inme gibi inen panik zamanla geçmesine geçecek ama çoğu kişide iki iz bırakacak gibi görünüyor.
Kendinize şimdi hemen engel olun bütün endişelerinizi bırakın. Domuz gribinin tehlikesinin kesinlikle yalan olduğunu kabul edin. Siz yine tedbirinizi alın ama söylentilere kesinlikle inanmayın çünkü gerçekten yalan.

Sürekli yaşanan aşırı korku, panik ve bunun yanı sıra sürdürülen ince ince temizlik ve hijyen sağlama çabaları, bunların tümü bir arada olunca bilinçaltına kalıcı etkisi kaçınılmaz olabilir. Zamanla aşağıdaki rahatsızlıklar başgösterebilir. Sizde olmasa bile sizin hallerinizden etkilenen çocuklarınızda olabilir.
1- Mizofobi
Temizlik kurallarına gösterilen ölçüsüz bir dikkat sonucunda, belirli nesnelere dokununca mikrop bulaşmasından ya da pislenmekten duyulan hastalık derecesinde korku.
2- Obsessive Compulsive Disorder
Bu psikolojik hastalığa sahip kişiler kontrol edemedikleri ama sürekli tekrar ettikleri alışkanlıklar ve huylar geliştirirler.
Yaygın saplantılar aşağıda verilmiştir:
1. Bulaşıcı hastalıklar ve mikroplardır, kişi tokalaşmak ile hastalık kapmaktan korkar.
2. Sürekli endişe etmektir, örneğin ocağı açık unutmak, ütüyü üzerinde bırakmak, kapıyı kitlemeyi unutmak gibi.
3. Aşırı düzen ve temizlik, örneğin kişi her gün evin her tarafının tozlarını alır ve eğer bir yer eksik kalırsa büyük bir sıkıntı ve rahatsızlık yaşar.
4. Zarar verilmesi, örneğin sürekli olarak birisinin çocuğuna zarar vereceğinden korkmak.
5. Seks. Sürekli zihinde belli seks görüntülerinin yer alması sonucu kişinin bu düşüncelerin dışarı yansımasından korkması.
Bu dehşetli psikolojik bozukluklara kapılmamak için şuradan ayrınlılarını, kurtulma yolunu ve tedavisini okuyun:
» Obsesif-Kompulsif Bozukluk
Bu yazdığımı ciddiye alıp domuz gribi hakkında “kasıtlı uydurulan” yalanlara, çok tehlikeli olduğu hurafesine inanmayı derhal bırakın.
ya resim iyiymiş ben de klavyeyi nasıl temizlesem diyordum:))
konuyla çok alakalı olmasa da bu da benim obsesif kompulsif tanımım;
http://yansman.blogspot.com/2009/02/hasta-msnz.html
Yazınızı okudum. Çok anlamlı bir yazı. insanda düşünme kabiliyeti geliştikçe her şeyden ders çıkarabiliyor. Ayet vardı: “Deveye bakmazlar mı…” bilirsiniz. insan tefekkür etmeli, davranışlarını değiştirmeli, geliştirmeli, iyi faaliyetlere girişmeli.
kesinlikle haklısın.
iki yıl önce susuz geçen o yaz ve cmbşk.referandumundan sonra depresyona girmiştim.
bu sefer direniyorum.
Siz gereken tecrübeyi kazanmışsınız ama ne yazık ki çoğunluk öyle değil. Dün gece etfal hastanesindeydim. Çocuğunun burnu akan anne babalar çocuklarını kaptığı gibi hastanelerin acil servislerine koşuyor. Orada çocuk her türlü hastalığı kapabilir. Kaş yapayım derken göz çıkaran bir milletiz. Her başı dönen her nezle olan kişi domuz giribi oldum öleceğim galiba diye düşünerek hemen hastaneye koşar oldu.